4 Kasım 2015 Çarşamba

Hamit El Sabah Kuveyt'ten bildiriyor...

Hergünün bu kadar aynı, bu kadar angutça geçmesi yalnızca bende olan bir durum mu genel insanlar için de bu kadar yaygın mı?

Özellikle son 10 seneye bakıyorum, dallı budaklı meşe odunu gibi oldum. Eve gidiyorum, ara ara dönemsel spor yapıyorum, bişeyler okuyorum, uyuyorum, uyanıyorum, çalışıyorum.

Son 2 yılda, 2 kez sinemaya gitmişim geçen arkadaşımla konuşurken farkettim. Gerçi o hayvan da benimle aynı durumda ama sanki konumu biraz daha rahat gibi.

Nerede, kiminle olursam olayım artık insanların hayatında, klavyedeki "numlock" tuşu gibi oldum.

Herkes günde bir iki kez bilgisayarı açtığında muhatap olup onu açıyor, bir kez işine yarıyor ama kimse bunun neden orda olduğu ve ne boka yaradığı hakkında bir fikre sahip değil.  

Bu tuş klavyede henüz bağımsız yön tuşları yokken, sağa sola kaydırmalar rakamlar kullanılarak yapılsın diye numeratik bölümü açma kapamaya yarıyordu. 

E artık bağımsız yön tuşları var ve bir boka yaramaz durumda ama klavyedeki yerini koruyor.

Hacılar işte bazı insanlar aynen böyledir hayatta. (Ben zaten öyleyim de, bu satırları okuyan dallama belki sen de onlardan birisin birileri için.)

Ara sıra basıp açmazsan, ara sıra devreden çıkartmazsan adamın hayatını kilitler ama verdiği bir cacık da yoktur insana amk.

Peki insanlar bu kişilerden neden kurtulamaz? Bilmiyorum amına koyyim ama sanırım ya klavyedeki estetiği bozmasın diye, belki de eski bazı zamanların hatrına.

Bence ikincisi millet. Bir zamanlar işe yaramıştır. Bir zamanlar derdine derman olmuştur, hatrı vardır yani, artık bir sike yaramadığını bilirsin ama hayatından da kestirip çıkaramazsın.

Hatta ve hatta Hamit El Sabah gibiyim millet...

Kuveyt'ten bildiriyorum, yanımda tam teçhizatlı kameramanım Cevat Kelle'de var hatta aha bak aşağıda duruyor.


Aha sol taraftaki bıyıklı benim
Aha sol taraftaki bıyıklıyım ben

Bildiriyorum ama bildirdiklerimi dinleyen var mı? Bir halta yarıyor mu veya bundan sonra yarayacak mı bilmiyorum.

Anlattıklarımdaki ciddiyet de aynen Hamit El Sabah gibi tırışkadan şeyler aslında. Bir yandan bakıldığında da önemli. 

Misal bu akşam işim olmazsa, hiç değilse birinci bölüm şeklinde "Doğal Seçilim" denen mevzuya girmek istiyorum.

Çünkü aslında bizim memlekette özellikle belki de evrim denen haltın en başta yanlış anlaşıldığı nokta burası.

Lamarck abinin bambaşka bir fikri ile, Darwin denilen zatı muhteremin anlattıkları arasındaki derin farklılıkta biriken su kütlesinde bir sürü insan boğuluyor.

Ben bunun için biraz daha net, biraz daha "Heeeee amk demek ondan öyle oluyormuş hacı" noktasında fikir uyandırmak istiyorum. Aklınızda olsun ara ara suya ayağım falan kayarsa alttaki yorumlarda yamukluklarımı giderin, kış günü suya düşüp götümüz donmasın.

Şimdilik bu kadar olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder